ÇALIŞAN ANNE BABA OLMAK 

 

Günümüzde, çalışmak artık neredeyse zorunlu hale geldi. Eğitim sürelerinin ve seviylerinin artması, evlilik yaşını geciktirirken, maddi olarak ve manevi olarak eşlerin kendilerini ebeveyn olmaya hazırlaması da eskiye nazaran daha geç olmaya başladı. Çocuklarla ilgilenmek, sürekli evde vakit geçirmek ya da işe hiç gitmemek anlamına gelmez. Anne babanın çalışmasının, çocuk üzerine yaratacağı etkiler çeşitli faktörlere bağlıdır. 

 

Bunlar:

- Çocuğun yaşı

- Anne babanın işi ve çalışma koşulları; eve çocuk uyuduktan sonra gelmek, onunla geçireceğiniz zamanı kısıtlayacaktır.

- Anne baba-çocuk iletişimi ve ilişkisi; sağlıklı bir ilişkide çocuk, anne babası yanında olmasa dahi, onları yanında ve kendini güvende hisseder.

- Annenin ve babanın yokluğunda çocuğa bakan kişinin nitelikleri, sağladığı bakımın uygunluğu ve devamlılığı; bu çok önemlidir çünkü sizin yokluğunuzda bakan kişinin, sizinle aynı sınırlar ve kurallarda olması çok önemlidir.

 

Bu faktörler anne babası çalışan bir çocuğu olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkiler.

 

Prensip olarak, 0-3 yaş arasında, annenin çalışmaması en sağlıklı yoldur. Bu dönem, anne-çocuk beraberliğine en fazla ihtiyaç duyulan dönem olmasına rağmen, gerekli olduğu taktirde güvenli bir okul ortamına, tecrübeli bir bakıcıya, ya da aile yakınına teslim edilebilir. Özellikle de 3 yaştan itibaren çocuğun anaokuluna gönderilmesi onun sosyal gelişimi ve ayrılıkla baş edebilmesi için en doğru yoldur. Çalışan anne babanın çocuklarına ayırdıkları zamanı en iyi şekilde kullanmaları da çok önemlidir; bir çocuk için önemli olan kendisine ayrılan sürenin uzunluğu değil, bu süre içinde ebeveyniyle kurduğu ilişkinin türü ve iletişimin niteliğidir. Günün tüm vaktini evde geçiren, çalışmayan anneler, çocuklarıyla ilgilenmeyip bakıcıya tüm sorumluluğu verirlerse, çocuk için çalışan anneden çok daha zorlayıcı olur.

 

Doğru paylaşım anne babanın zamanı iyi kullanmasıyla belirli bir düzene oturabilir. Zamanı kontrol altına alan anne baba, kendini de kontrol etmeyi başarır, hedeflerini ve önceliklerini doğru belirler. Bu durumda ebeveyn, ''işe'' ve ''çocuğuna'' ayırdığı zamanı verimli bir şekilde kullanabilecek ve buna bağlı olarak da çocuğuna zaman ayıramamanın getirdiği suçluluk ve eve geç gelmenin neden olduğu gerginlik ve panik duygularını yaşamayacaktır. Yani evdeyken aklı işte; işteyken de aklı evde olmayacaktır. Böylelikle çocuk da, anne-babasının ona belli saatlerde göstereceği ilgiye alıştığı için, onun dışındaki vakitlerde anne babayı cok zorlamayacak, evdeki davranışları da daha uyumlu olacaktır. Aksi takdirde, zaten eve yorgun arın gelen aileler, bir de sürekli ilgi için huysuzluk yapan çocuklarıyla ilgilenmeye çalıştıklarında, bunu zevk aldıklari bir şey gibi değil, yükümlülükleri gibi yaşamaya başlayacaktır ve bu hem çocuk hem de anne baba için asla doyurucu olmayacaktır.

 

ÖNERİLER:

 

- Çalışan anne baba çocuğuyla ortak bir etkinlikte bulunduğu, birlikte resim yaptığı, oyun oynadığı, onu sinemaya, tiyatroya (onun seçtiği), parka götürdüğü taktirde çocuğun ihtiyacı olan doyum sağlanmış olur. Ortak etkinlik için mutlaka çocuğun da fikrinin alınması ve her iki tarafın da alınan kararlardan memnun olması ilişkiyi kaliteli, zamanı da eğlenceli kılar.

- Uzun zaman değil, yoğun ve kaliteli birliktelik; nicelik değil zamanın niteliği önemlidir. Bu nedenle anne veya baba işten sonra zamanının bir kisimini çocuğuyla geçirdiği taktirde çocuk yeterli doyumu sağlayacaktır. İşte olduğunuz zamanlarda suçluluk duymayın. Diğer vakitleriniz yeterli olacaktır.

- En yanlış davranış, anne babanın suçluluk duygusu içinde, çocuğa zaman ayıramamanın yarattığı boşluğu birtakım hediyelerle kapatmasıdır. Her akşam eve çikolata veya oyuncaklarla gelmek, çocukların her istediğini yerine getirmek, oldukça sakıncalı bir davranıştır. Onun sizden istediği tek şey ilgi. Hediye aldığınızda; aldığınız şeyden çok, ona bir şey aldığınız yani onu düşündüğünüz için seviniyor. İstediği ilgiyi farklı yoldan alıyor.

- Çocuğun asıl ihtiyacı; aşırı hoşgörü, şımartılma ya da sınırsız oyuncak değil, ebeveyn ile yüzyüze birlikteliktir. Her gün yarım saat de olsa sadece ona ayıracağınız bir vakit yaratın. Televizyon izlerken, bilgisayarla oynerken bir yandan da onunla konuşmaya çalışmak yeterli olmayacaktır. Odakta siz ve o olun. Ona gününüzü anlatın, onun da anlatması için fırsat tanıyın. Dinlemeyi ve anlatmayı öğrenmesine yardımcı olun.