Tıkınırcasına Yemek Bozukluğu

 

Binge eating disorder (tıkınırcasına yeme bozukluğu) tanımlayıcı özelliği; kişinin objektif olarak büyük miktarlarda yiyecek tükettiği ve yeme davranışı üzerinde kontrol kaybı hissettiği, tekrarlayan aşırı yeme dönemleriyle karakterize bir döngüdür. Bulimia nervozadan farklı olarak, TYB, nöbetlerin etkilerini telafi etmek için, kendini kusturma, ishal yapıcı, idrar söktürücü ilaç alma veya hiç yemek yememe ya da aşırı fiziksel egzersiz yapma gibi davranışlara girmezler. TYB diyebilmek için kişinin en az 6 ay süre ile haftada ortalama 2 gün tıkınırcasına yemek yemesi ve belirtileri konusunda belirgin sıkıntı ifade etmesi gerekmektedir. Haftada 2 ya da 3 kez tıkınırcasına yeme atakları olabilir. Bu ataklar akşama doğru ya da gece olabilir ve bir kez başlayınca kendilerini yemekten alıkoyamaz, bu ataklar arasında kontrol kaybı hissederler.

 

Tanı koyabilmek için;

 

 - Son altı ay boyunca haftada en az iki defa tıkınırcasına aşırı yeme atağı olması,

 - Normal yenebilecekden daha fazla yemeği çok kısa sürede yemek, tok karnına aşırı yemek yemek, yalnızken hiç çekinmeden aşırı yemek ama sonrasında suçluluk duymak veya yaptığından iğrenmek ve pişman olmak,

 - Aşırı tıkınırcasına yedikten sonra kusmaya çalışmamak veya ilaç kullanarak çıkartmaya çalışmıyor olmak gerekir.

 

Her zamankinden daha hızlı yeme, aç hissetmese de yeme ve rahatsız hissedecek noktaya gelene kadar aşırı miktarda yeme olur. Bu ataklarla ilgili olarak aşırı şekilde sıkıntı duymak ,kendinden utanma ve tiksinme hissedilebilir ve bu davranışı değiştirmek konusunda çaresizliğe kapılabilirler.

 

Özetle karakterize davranışlar;

 

  • Tokken bile yoğun miktarda ve isteyerek yemek,

  • Aşırı hızlı yemek,

  • Çok çiğnemeden yutmak,

  • Genelde yalnızken yemek yemeyi tercih etmek (çünkü utanç verici hissederler),

  • Rahatsızlık duyana kadar yemek yemeyi kesmemek,

  • Yemek yeme isteğinizin kontrolünüz dışına çıktığını hissedip, bundan ciddi oranda rahatsızlık duymak ancak yine de kendini engelleyememek,

  • Aşırı fazla yedikten sonra yaptığından utanmak, iğrenmek ve pişman olmak,

  • Depresyon, ajitasyon ve anksiyete nedeniyle gündelik hayatta sıkıntılar yaşıyor olmak,

  • Asosyalleşmek ve toplum içinde bulunmaktan sakınmak, yemek yenilen ortamlardan olabildiğince uzaklaşmak,

  • Yoyo diyeti olarak adlandırılan ve  kilo verip kilolarını geri alma ile sonuçlanan başarısız diyet tecrübelerine sahip olmak..

 

 Bu bozukluğa eşlik eden psikiyatrik durumlar; major depresyon, madde kullanımı, alkol bağımlılığı ve kişilik bozukluklarıdır.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu sahibi birçok kişi çocuk olarak hafif toplu olduğunu ve '' yiyeceği rahatlama için kullandığını '' belirtir. Ödül de ceza da uemek yemek olunca, kişinin hayatı sadece yeme-vicdan azabı duyma ikilemi içinde, anskiyete ve depresyone varabilecek noktalara gelir. Atak öncesi kişiler ya bir diyetten çıkmış ya da diyete başlamak üzere oluyor. Yani ya aşırı bastırmanın sonucunda patlama şeklinde, ya da gelecek bir kısıtlama öncesi aşırı serbest bırakma sebebiyle ataklar yaşanabiliyor. Tıkınırcasına yemem vozukluğu olan bireyler genelde ergenlik döneminde yani gelişme çağında kilo vermek için tekrar tekrar girişimlerde bulunurlar. Yetişkinlikten itibaren birçok profesyonel diyet programı uygularlar. Genelllikle zayıflamayı başarıp ardından kısa sürede verdikleri kiloları ve fazlasını geri alırlar. Diyet yaparken gıda alımını kısıtlayaldiklerinden başarılı bir şekilde kilo verebilirler ama sonrası kendilerini yemekle ödüllendirdiklerinden, kısa sürede normalden daha fazla yemeye başlarlar.

 

 

Yapı olarak obeziteye yatkınlığı olanların tıkınırcasına yeme bozukluğu için yatkınlıkları olduğu görülmektedir. Bu kişiler daha çok vücut görünümlerini düzeltmek isterken, başarısızlıklarında aşırı yemek yiyerek sakinleşmeye çalışmaktadırlar. Sakinlik aynı zamanda kendini cezalandırmayla da eş olarak değerlendirilebilir. Fiziksel yada ruhsal travmaya maruz kalmak yada cinsel istismara uğramış olmak önemli bir risk faktörü olabilir. Yoğun stres, özellikle genç erişkinlerde ve ergenlik çağında etken olabilir. Özellikle bu yaşlarda tüm yeme bozukluklarında olduğu gibi, vücut şekli ve kilo ile ilgili arkadaş çevresinden gelen negatif etkiler olayın ortaya çıkışını tetikleyebilir. Özellikle özgüven eksikliği de yeme bozuklukları için ciddi risk faktörü oluşturmaktadır.

 

TANI:

 

Kişilerde; sosyal, duygusal, ekonomik ve metabolik birçok soruna yol açar, en sık görülen durum obezite ve obeziteye ait komorbid (eş görülen) sorunlardır. Bu hastalar bulimiadan farklı olarak kusma yada başka yollar ile yediklerini vücutlarından uzaklaştırmadıkları için birçoğu obezite sınıfına girmektedir. Hastaların yedikleri çoğunlukla karbonhidrat ve yağdan zengin aşırı tatlı ve tuzlu yiyeceklerden oluşmaktadır. Vitamin, mineral ve lif alımı ise oldukça kısıtlı olduğundan bu hastalarda metabolik anlamda çok geniş yelpazede bozukluklar ortaya sıklıkla çıkmaktadır.

 

Bunlardan başlıcaları;

 

  • Tip 2 Diyabet

  • Hiperlipidemi

  • Hipertansiyon

  • Kalp Hastalıkları

  • Safra kesesi ve yollarında taş oluşumu

  • Kanserler

  • Sindirim sistemi problemleri (özellikle reflü ve gastritler)

  • Osteoartritler

  • Eklem ve kas ağrıları

  • Menstruasyon bozuklukları

  • İnfertilite

  • Erektil disfonksiyon (Cinsel güçte azalma ve iktidarsızlık)

  • Uyku apnesi (Gece uykuda nefes durması ve gündüz uyuklamaları)

 

 

 

 

Psikolojik ve psikiyatrik değerlendirme:

 

Bu hastalarda sıklıkla hafif yada ağır da olsa depresyon, obsesif-kompulsif bozukluklar bulunabilmektedir. Bu durum hastalığın hem nedeni hem de sonucu olabilmektedir. Dolayısı ile hastaların psikolojik ve psikiyatrik değerlendirmeden geçirilmesi gerekmektedir. Tedavi diğer yeme bozukluklarında olduğu gibi, uzun ve zorlu olabilir ancak değerlendirme ve tanı da en az onun kadar önemli ve vakit isteyen bir süreçtir. İç içe geçmeler, tanı karmaşaları çok sık yaşanan durumlardandır.

 

TEDAVİ

 

Tedavisi zordur, buradaki en önemli zorluk hastaların bu sorunlarından büyük utanç duymaları ve bunu doktordan bile saklamak istemeleridir. Bazı hastaların yakın aile bireyleri bile hastaların kilo sorununun aşırı tıkınırcasına yemeye bağlı olduğunu bilemeyebilirler. Kişi ataklar esnasında kendine bile yabancılaşırken, bunu doktor olsa dahi başkasıyla paylaşmakdan oldukca çekinir, bu da tedaviye başvuru süresinin gecikmesine neden olur.

 

Tıkınırcasına yeme bozukluğu olanlar kısman obeziteleri nedeniyle hipertansiyon, kalp hastalıkları, diyabet ve artrit riski yüksek hastalardır. Psikiyatrik tedavinin yanında kendi doktorları ile düzenli denetimli bir tedavi önemlidir.  


Her hastanın tedavisi ve psikoterapisi biriciktir. Hedef kişinin kontolünü sağlaması ve ataklarını tanımasından geçer. Ortak planlar yapılır ve dinamik bir süreçtir. Tıkınırcasına yeme bozukluğu sahibi hastalarda hastalığın geri dönüş riskini en aza indirmek için yavaş kilo kaybı önemlidir. İlk etapta yemek yeme davranışının ödül ve ceza sisteminden çıkartılması için çalışılır, yeme davranışının anlamları bulunulur ve yerine daha sağlıklı yeni düşünceler yerleştirilir. Davranışsal olarak da kişinin ataklarının kontrolü daha etkili bir şekilde başarılmış olunur. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda, fiziksel tedavinin yanında, bilişsel davranışcı psikoterapi teknikleri en etkili tekniktir.

 

İlaç Tedavisi olarak, iştah azaltıcı ilaçlar bu hastalığın tedavisinde denenmektedir. Antidepresanlar da hastalığın neden olabileceği depresyon ve anksiyete için kullanılsa da son derece dikkatli olunmalıdır çünkü antidepresanların kilo yapıcı özellikleri, hedefe ulaşmayı olumsuz olarak da etkileyebilmektedir.

 

 

 

Istanbul Psikiyatri Enstitüsü 
Fulya Merkezi İletişim

Fulya, Hakkı Yeten Caddesi No 13 Fulya Terrace Residence C2 Blok Kat 16 Daire 104 / Şişli - ISTANBUL

Tel: 444 80 81

Tel: 0532 764 87 94